Anasayfa » Hayatın İçinden » Bunları Biliyor Musunuz? » Mumyalasakta mı Saklasak, Mumyalamasakta mı Saklasak?

Mumyalasakta mı Saklasak, Mumyalamasakta mı Saklasak?

Mumyalama dendiğinde birçoğumuzun aklına eminim ki Eski Mısır Medeniyeti geliyor. Çünkü onların inanışlarında ölümden sonra bir hayatın varlığı söz konusudur ve bu inanışa göre de ölünün vücudunu sağlam tutmaya çalışmışlardır. Bu amaçla da uyguladıkları yöntem mumyalama işlemidir. İlk mumyalar Eski Mısır Medeniyeti ’ne aittir ve yapılan arkeoloji kazılarında da bunlar açıkça görülmektedir.

Mumyalama yöntemi dini bir inanış sayesinde ortaya çıkan bir işlemdir ve bu işlemi din konusunda yeterli bilgi ve rütbeye sahip olan insanlar gerçekleştirmektedir. Tabii ki aynı zamanda bu kişilerin bilim ile de ilgilenmeleri gerekir. Çünkü mumyalanma işlemi kolay bir uygulama olmayıp, insan vücudu hakkında bilgi sahibi olan insanlar din ile birleştirerek bu yöntemi uygulamaktadırlar.

Mumyalamanın temel prensibi ileri ki zamanlarda çürüme ihtimali olan organların vücuttan uzaklaştırılmasıdır. İnsanın ölümünden başlayarak mumyalama işlemi hangi aşamalarda ilerliyordu, öğrenmekte fayda var.

  • İnsan öldüğünde hiçbir organ artık görevini gerçekleştiremez hale geliyor, kalbi vücuda kan pompalamıyor, akciğerler solunumu gerçekleştiremiyor ve beyinde ki hücreler de tamamen ölüyor.
  • Yaşamı boyunca kendini yenileyen hücreler artık kendini yenileyemez ve vücut da enzimler aracılığıyla bir yıkım sürecine girer. Vücut, müdahale edilmez ise yavaş yavaş çürümeye başlar.
  • İşte bu sırada çürümenin daha da ilerlememesi için mumyalama işlemine başlanır. Öncelikle ölü vücut özel bir odaya alınır. Bu odanın da özelliği vücudu çürümeye sürükleyecek mikroorganizmaların yaşamasına engelleyen potasyum ile dolu olmasıdır.
  • Haberlerden de bildiğimiz gibi insanın bir hastalık veya kaza sonucu ilk olarak beyin hücreleri ölmekte ve beyin ölümü gerçekleşen hasta da bitkisel hayatta hayatına devam etmektedir. Mumyalama işleminde de buna öncelik verilmektedir. Kişinin beyni bir çivi yardımıyla ezilip burnundan sokulan bir çengel ile dışarı akıtılmaktadır. Beyinde oluşan boşluk da yine burundan reçine ile doldurulmaktadır.
  • Beyinden sonra sıra yumuşak organlara gelmektedir. Onlar da beyinden sonra çürümeleri çok sürmeyecek parçalardır. Bu nedenle rahip tarafından gövdesi kesilerek mide, karaciğer, akciğer ve bağırsaklar dışarı alınır. Kalp için durum biraz daha farklıdır. Kalp inanışları için önemlidir, bu yüzden vücuttan ayırmak istemezler. Onu çıkarıp mumyalayıp tekrar bedenin içine yerleştirirler. Bazen de kalbin çürümesini engelleyici bir sıvı bulunan kavanozlara koyup onunla birlikte yerine koyarlar. Diğer çıkarılan organlarda yine içinde sodyum karbonat tuzunun içerisine konularak bir kapta saklanırlar. Sodyum karbonat enzimleri etkisiz hale getirerek organların çürümesini engellemektedir.
  • Organlar çıkarıldığında gövdede bir boşluk oluşmuş, bu boşlukta organların saklanması için kullanılan sodyum karbonat tuzu ile doldurulmuştur. Daha sonra da kesilen deri geri dikilmiş, vücut kapatılmıştır.
  • Vücut hala tamamen kuru halde değildir ve bu durum, çürümeye neden olan mikroorganizmaların aktivitesini devam ettirmektedir. Vücut sıvısının emilmesi için vücudun tamamı sodyum karbonat tuzuna yatırılıp uzun bir süre tüm tuzun emilmesi beklenir.
  • Son olarak da reçine ile mühürlenen vücut keten ile sarılarak iç içe geçmiş tabutla içerisinde bekletilmektedir.

Sonuç olarak mumyala işlemi sonrasında kalp dışında hiçbir organ vücutta bulunmamakta ve bu sayede çürüme durdurulmaktadır. Mumyalar açıldığında aynı kalan da insanın sadece dış görünüşüdür.

Aşağıdaki videodan Mumya yapımını izleyebilirsiniz:

Kaynaklar:

“Mumyalama işlemi”, Erişim Tarihi:16.09.2016, www.tarihpedia.com/
“Mumyalama Teknolojisi”, Erişim Tarihi: 17.09.2016, www.eskimisir.com
“Mumyalama Nasıl Yapılır”, Erişim Tarihi: 17.08.2016, www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/

Send this to friend