Anasayfa » Sektörler » Çevre ve Enerji Teknolojileri » Kaktüsler Radyasyon Çekici midir?

Kaktüsler Radyasyon Çekici midir?

Uzun bir zamandır duymakta olduğumuz, evimizde ve ofisimizde bulundurmaya başladığımız radyasyon emici olarak da bilinen su depolayıcı bitki: Kaktüs. Dikenli görüntüsüyle aynı zamanda çöl bitkisi olarak bilinen kaktüs hakkında bilim dünyası ikiye ayrılmış durumda. Kimine göre radyasyon yayılma yapısıyla ilgili kaktüsün engelleyici olarak yeterli olmadığı söylenmekte diğer taraftan ise yapılan  birbirinden bağımsız deneylerle ortamdaki elektriksel alanı kullanarak enerji yayılımını azalttığı görülmektedir.
Yapılan birçok yorum ve deneyi daha iyi anlayabilmek için gelin radyasyonun yapısına biraz göz atalım. Radyasyon yayılımı nasıldır? Hayatımızın hangi alanlarında radyasyona maruz kalırız? Radyasyon, atomun çekirdeğinde meydana gelen patlamadan oluşan gözle görülemeyen birçok ışımadır aslında. Atomun çekirdeğinde bulunan nötron sayısının, proton sayısından fazla olması durumunda meydana gelen patlama sonucunda oluşan ışımaların birçoğunda görülür.İlk radyasyon keşfi Fransız fizikçi Henry Becquerel tarafından uranyum elementi üzerinden yapılmıştır.Radyasyon, dalgalar ve parçacıklar halinde yayılma gösterir. Radyasyon çeşitlerini kısaca gözden geçirecek olursak;
– İyonlaştırıcı Radyasyon
1)Elektromanyetik Radyasyonlar ( Gama Işınları, X ışınları )
2) Parçacıklı Radyasyon (Alfa Işınları ve Beta Işınları )
– İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyon
1)Optik Radyasyonlar ( Ultraviyole Işınları )
2)EMR Nitelikli Radyasyonlar
Bu sıralamış olduğumuz türlerin birçoğunu hayatımızda görmek mümkün. Televizyon, bilgisayar kabloları,cep telefonları, radyo dalgaları, UV ışınları bunlardan birkaçı. Hayatımızın birçok alanında bu kadar yer edinmiş radyasyon, başta ekolojiyi etkileyerek iklim değişikliklerine, vücudumuzda çok depolandığında ileride birçok vahim hastalıklara (kanser,kısırlık vb.) sebebiyet vermektedir.
Peki kaktüsün yukarıdaki radyasyon çeşitlerine etki edebilecek kadar engelleyici bir fonksiyonu olabilir mi sizce?Gelin buna da yapılan deneyler sonucu karar vermeye çalışalım. Tübitak’a sunulan 2009 yılındaki bir araştırmada ilk aşama olarak kaktüs bitkisi etüvde 105 derecede kurutulmuş ve alfa-beta cihaz detektörlerine yerleştirilmiş,600 dakikalık bir süre zarfında ölçülen radyasyon oranında, kaktüs tarafından emilme görülmüş ancak net bir olgu gözlemlenememiştir. 

Bu araştırmada tespit edilen sonuçlar ışığında Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat ZENCİKIRAN: ”Kaktüsün elektromanyetik radyasyonu belirli bir oranda absorbe ettiği doğru fakat zaten her bitki ve çiçek fotosentez yapabilmek için ortamdaki bulunan ışığın temel birimi olan fotonları yani elektromanyetik kuvvetin bir bölümünü,radyasyonu belirli bir miktarda emer. Bitkilerin hayatta kalabilmeleri için ortamda bulunan ışığı yani elektromanyetik radyasyonu özümsemeleri gerekir.Burada asıl sormamız gereken,kaktüsün diğer bitkiler ya da cisimlerden elektromanyetik radyasyonu emmede üstün olup olmadığıdır.”  şeklinde bir açıklamada bulunmuştur.
Yapılan gözlemler ışığında başka bir deneyi inceleyecek olursak Süleyman Demirel Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü öğrencisi Yasemin KARADANA, Doçent Dr. Selçuk ÇÖMLEKÇİ eşliğinde ”Kaktüs Bitkisi Kablosuz Haberleşme Cihazlarından Yayılan Radyo Frekans Enerjiyi Absorbe Eder Mi?” adlı projesi TÜBİTAK tarafından ”Tübitak 2209 A, Desteklenen Projeler” arasına seçilmiştir.Yasemin KARADANA yaptıkları araştırmada anten çevresine konulan kaktüs sayısının arttırılmasıyla boş ortamdaki 9.4 volt/metrelik elektrik alanın, 4.4 volt/metreye kadar düştüğünü gözlemlediklerini ve bunun sonucunda elektriksel alanın yüzde 58 azaldığını kaydetmiştir. Ancak köşesi olmayan kaktüslerin böyle bir özelliğinin olmadığını da eklemiştir. Bu proje Bioelectromagnetics Society (BioEM 2013) katılmış ve katılım ödülü almıştır.
Yapılan araştırmalara genel olarak bakacak olursak belirli yaştaki kaktüslerin radyasyonu engelleme etkisi gözlemlenmiştir.Ancak diğer bitkilere oranla engelleyici etkisi fazla mıdır değil midir, elde edilen bu etkinin verimi nasıl arttırılır? Bunların hepsi yapılacak birçok araştırma ve proje sonucu gün yüzüne çıkmayı bekliyor.

Kaynaklar:

www.aa.com.tr ,www.academia.edu,www.bems.org.tr

Send this to friend