Anasayfa » Sektörler » Çevre ve Enerji Teknolojileri » Kimyanın En Doğal Hali: Yeşil Kimya!

Kimyanın En Doğal Hali: Yeşil Kimya!

Hiç kuşkusuz ki dünya ekonomisinde en etkili rol oynayan endüstri kolu, sayılı ham maddeyi 70.000’den fazla ürüne dönüştürmesi ve yıllık 3500 milyar doların üzerinde hasılata sahip olması nedeniyle kimya endüstrisidir. Günlük yaşamımızın vazgeçilmez parçaları haline gelen kozmetik ürünler, deterjanlar, ilaçlar, boyalar ve yapı malzemeleri gibi kimyasallar aynı zamanda içinde bulunduğumuz çevreye üretimleri ve sentezleri sırasında ciddi zararlar vermektedirler. Geri dönüştürülmeyen kimyasalların su kaynaklarını kirletmesi veya üretim tesislerinden yüksek miktarda CO2 salınımı gibi çevreye zararlı etkiler yakından incelenmeye başlanmış ve ‘Yeşil Kimya’ diye adlandırılan alternatif bir kimya çözüm olarak kabul görmeye başlanmıştır. Aslında Yeşil Kimya terimi ilk olarak 90’lı yılların başlarında ABD Hükümeti, sanayi ve akademi üçlüsü tarafından çevre kirliliği sorununa çözüm arama sürecinde Paul Anastas tarafından kullanılmıştır. Yeşil Kimya’nın temel amacı, kimyasalların üretim sürecinde çevreye verdikleri zararı en aza indirmek, açığa çıkan yan ürünlerin tekrar kullanılması, üretim sonunda ortaya çıkan atıkların tekrar kazanılması ve çevreyi koruma bilincinin gerek sanayi gerekse akademi çevrelerine kazandırılmasıdır. Bildiğimiz gibi geçtiğimiz aylarda Paris’te gerçekleşen 21. Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde de bu amaçlar tekrarlanarak 2030 yılına kadar ABD ve Çin gibi kimya sanayinde büyük paya sahip ülkelerin CO2 salınım seviyelerini %40 oranında azaltma zorunluluğu kabul edilmiştir.

Genel çerçeveden baktığımızda Yeşil Kimya’yı 3 ana kategoriye ayırabiliriz; çevreye zarar vermeyecek alternatif hammaddeler, alternatif çözücüler ve alternatif prosesler. İlk başlarda ekonomik nedenlerle çok da sıcak karşılanmayan bu alternatifler, yavaş da olsa sanayi çevreleri tarafından kabul görmeye başlamıştır.

Alternatif Hammaddeler: Son 30 yılda yenilenemeyen enerji rezervlerinin hızla azalması, yenilenebilir ve sürdürülebilir alternatif hammaddeye yönelimi dolayısıyla arttırdı. Bu dönüşüme örnek olarak; petrol temelli hammaddeler kullanılmadan yenilenebilir biyolojik hammaddeden üretilen laktik asidin polimer endüstrisinde kullanılmaya başlanmasını verebiliriz. Bu dönüşüme neden olan en önemli etkenlerden biri de biyolojik hammaddelerin yenilenebilir olmalarının yanı sıra molekül yapıları gereğince enzimlerle birlikte proses sürecinde kolaylıkla kullanılmalarıdır.

Alternatif Çözücüler:  Yıllık ortalama 15 milyar kilogram üretimi yapılan ve 1400’lü yılların başından beri kimya endüstrisinin en önemli yapı taşlarından biri olan çözücüler de Yeşil Kimya dönüşümünden etkilenerek değişime uğramışlardır. Kirli atıkların başlıca kaynağı olan zehirli çözücülerin kullanımı başta boya ve kaplama sanayi olmak üzere diğer sanayi kolları tarafından da bırakılmış, Yeşil Kimya bünyesinde geliştirilen ve çevreye zararlı çözücülere alternatif olarak üretilen süper kritik akışkanlar ve iyonik sıvılar tercih edilmeye başlanmıştır. Günümüzde en çok kullanılan, çözücü özellikleri hidrokarbonlara çok benzeyen ve ekonomik oluşuyla da tercih edilen süper kritik akışkan CO2’dir.

Zararsız Çözücüler

Zararsız Çözücüler

Alternatif Prosesler: Bilindiği gibi kimyasal proseslerde her zaman anahtar bir role sahip katalizörler Yeşil Kimya’da da bu rollerini sürdürmektedirler. Kullanılan seçici katalizörlerle birlikte, değiştirme ve geliştirme imkânına sahip olduğumuz üretim süreci sayesinde, çevreye verilen zararın en aza indirildiği yapılan araştırmalarda ortaya konulmuştur. Geçtiğimiz yıllarda Pfizer’in Yeşil Kimya kapsamında seçici ve özel katalizörler kullanarak geliştirdiği yeni proses sayesinde anti-depresan ilacı Zoloft’un ana maddesi olan ‘sertraline’ üretimi sırasında açığa çıkan atıkların ciddi anlamda azaltıldığı duyurularak, bu başarı kimya çevreleriyle paylaşılmıştır.

Halen geliştirilme aşamasında olsa da, kullanım ve yaygınlaşma hızına bakıldığında Yeşil Kimya’yı çevrenin korunması için en büyük umut ışığı olarak görebiliriz. Küçük ölçekteki denemelerin büyük ölçekli üretime taşınması sırasındaki ekonomik kaygıların azaltılmasıyla birlikte gelecekte daha çok kullanılacağına inanılan Yeşil Kimya, yenilenebilir enerji ile iç içe geçerek yeni nesillere daha temiz bir dünya bırakmak için daha da önemli bir role sahip olacaktır.

Kaynaklar

DeSimone,J.M, Practical Approaches to Green Solvents, August 2002.

Poliakoff,M.,at all, Green Chemistry: Science and Politics of Change, 2002.

Çakmak,R.,at all, Kimya Öğretiminde Yeni Bir Kavram: Yeşil Kimya, vol.5(8), December 2012.

Green Chemistry, Erişim Tarihi: 13 Mart https://www.epa.gov/greenchemistry

The Chemical Industry, Erişim Tarihi: 12 Mart http://www.essentialchemicalindustry.org/the-chemical-industry/the-chemical-industry.html

Dünya İklim Zirvesi Paris’te Başladı, Erişim Tarihi: 12 Mart http://www.amerikaninsesi.com/content/paris-dunya-iklim-zirvesi-basladi/3079647.html

Görsel Kaynaklar

https://www.newscientist.com/round-up/better-living-through-green-chemistry/

http://ben.biomimicry.net/tag/green-chemistry/

 

Send this to friend