Yıldızlararası

Bu güne kadar nükleer enerjinin hep zararlarından bahsedildi, peki ya faydaları? Bundan 100 yıl önce uzaya çıkmak ne kadarda ütopik bir hayaldi, kilometrelerce öteye  gitmek, başka bir ülkeye ya da kıtaya değil, başka bir gezegene !

Günümüzde ise bu ütopik hayal gerçekleşmiş hatta bununda ötesine geçilmiştir. Her geçen bildiklerimiz ve bilmediklerimiz biraz daha artmakta , olay artık uzaya çıkmaktan ibaret değil. Daha  uzakları  keşfetmek ve  bu süreyi minimuma indirmekte. Bu konuda nükleer enerjinin katkısı göz ardı edilemez.

NASA  Satürn’e Cassini sondasını göndereceği zaman güneş  enerjisini alternatif bir kaynak olarak düşünmüş , ancak 1997 teknolojisinin güneş  panellerinin satürn’e  uydu göndermek  için  1.3 ton ağırlığında olması gerektiği anlaşılmıştı.  Cassininin üst aşama ağırlığı 7.2 tona çıkacaktı. Maksimum yük oranı olan 6.2 ton aşılmış olacaktı.  Böylelikle alternatif enerji kaynağı olarak düşünülen güneş  enerjisi fikri rafa kaldırıldı. Bunun yerine daha güçlü  bir enerji kaynağı  olan nükleer  enerji yani ,plütonyumla çalışan, RTG ile gönderme kararı alındı.

1950’de Amerikada  Dr. Bertam C. Blanke Önderliğinde geliştirilen RTG’ler güneş  sisteminin sırlarını keşfetmemizi sağlayan  en büyük yardımcı teknolojiden biridir.  Pioneer10,Pioneer11,Voyager1, Galileo gibi araçlar güçlerini RTG güç kaynağından alır. RTG’ler  yüzlerce yıl kullanılabilir. RTG’lerin çalışma prensibi oldukça basittir. Ana bölmeye  uzun yarı-ömrü ve yüksek enerjin salınımı olan Plütonyum-238 (87.7 yıl) benzeri bir yakıt yerleştirilir. Plütonyum-238’in ömrü  170 yıl civarıdır. Yaydığı enerji bakımından soğrulup kalkanlanabilir. Kullanım açısından RTG çok uygunbir enerji kaynağıdır ama yine de bizi tatmin etmiş değil. İş muazzam miktarda enerji üretmekten ibaret fisyon yada füzyon gibi nükleer sistemler vasıtasıyla çok daha verimli güç üretimin yapılabilir. Fisyon; atom çekirdeğinin enerji üretmek için kontrollü zincirleme  tepkimelerle bölünmesini içeriyor. Füzyon; Güneş ve hidrojen bombası gücünü bundan alır. Küçük parçaların birleşme reaksiyonudur.   RTG’nin bir üst modeli olan VASIMR plazma roketide gücünü nükleer  enerjiden alır. RTG’ye  kıyasla çok daha karmaşık ve güçlüdür. Mars yolculuğunu 39 güne indirgeyebilecek bir potansiyele  sahiptir.  VASIMR plazma roketini kullanmak oldukça tehlikelidir. Bu sistem ile ilgili en büyük sorun yakıtın reaktör üstündeki aşındırıcı etkisidir.  Nükleer enerji kullanarak yapılması düşünülen en büyük proje Orion projesidir. Proje , Empire state binası büyüklüğünde  bir uzay gemisini arkasında nükleer bombalar patlatarak uzaya göndermekti. Konveksiyonel roketler ve doğru gezegen dizilimi kullanılarak yapılacak en hızlı uçuşun 18 ay süreceği hesaplanmıştır. Proje Amerika başkanlığı tarafından ciddiye bile alınmamıştır. Böyle bir uzay aracının kalkış anında yayacağı korkunç radyasyon büyük bir katliama sebep olabilirdi. Fizikçi,mühendis ve yıldızlararası çalışmalar girişimi bakanı  Kelvin Long:“Orion, ileri görüşlü bir projeydi. Bu tip işlere ilgi duyan insanlar bugünde yaşamaz, bizler gelecekte yaşarız.”

Demiştir ve projeyi destektemiştir. Bu gün ise proje tamamen rafa kalkmıştır. Gün geçtikçe nükleer enerjinin kullanım alanları gelişmekte ve değişmekte. Her ne kadar nükleer enerji uzayın sınırlarını keşfetmemizde bize yardımcı olsada , geleceğin yenilenebilir enerjiden yana olmasını diliyoruz.

Kaynaklar:

www.kozmikanafor.com

www.bbc.co.uk  

 

Send this to friend