Anasayfa » Sektörler » Kozmetik ve Temizlik Teknolojileri » Kimya ve Sanatın Birlikteliği: “Parfüm”

Kimya ve Sanatın Birlikteliği: “Parfüm”

Muhtemelen parfüm yapımından başka kimyayla daha fazla etkileşim içerisinde olan bir sanat dalı daha yoktur. Fakat çok az insan bu etkileşimin farkındadır. Her gün dışarıya çıkmadan önce birkaç kere üzerimize sıktığımız bu sıvı nasıl üretiliyor? Parfüm nasıl yapılır?

Parfümlerin genellikle üç ana katmanı vardır. Bunlara nota denir. Parfümünüzü ilk sıktığınızda kokladığınız koku aslında üst notadır. Bu nota en uçucu esanslardan oluşur ve parfümü sıktıktan sonraki ilk 15 dakikada bu kokuyu alırsınız. Üst notalar genellikle çok garip ve pek de hoş olmayan baharatlı bir esanstan oluşur. Bu koku parfümcüler tarafından parfümün ilgi çekmesi için tasarlanmıştır. Orta nota ya da diğer bir deyişle kalp notası, parfümün en önemli kısmıdır. Parfümden en çok aklınızda kalan koku bu notadadır. Kalıcılığı 3 ila 4 saat arasıdır ve bu kokuyu yaratan kimyasallar, derinizden çok yavaşça buharlaşır. Parfümünüz çiçeksi bir kokuysa genellikle bu çiçeksi kokular bu notada yer alır. Alt nota ya da dip nota ise derinize en çok nüfuz edendir. Uzun bir günün ardından cildinizde kalan koku bu notadaki kimyasalların kokusudur. Bu notanın kalıcılığı 3 ila 8 saat arasındadır ve koku bakımından daha yoğundur. İçinde yosunsu ve odunsu kokular barındırır.

kimya-ve-sanatin-birlikteligi-parfum-01

Parfümü tasarlamak, onu oluşturacak notaları belirlemek parfümcünün işidir. Fakat bu notalarda kullanılacak kimyasalların çeşitliliğini arttırmak ise kimyacıların uzmanlık alanıdır. Parfümlerdeki doğal kokuların oluşmasını sağlayan kimyasallar oldukça pahalıdır ve üretim için elverişsizdir. İşte tam burada kimyacılar devreye girer. O sevdiğiniz çiçeksi, odunsu, baharatlı tüm kokuları kimyacılar, molekül molekül uğraşarak, çeşitli sentezleri deneyerek bu kokuların birer kopyalarını oluştururlar. Örneğin en popüler kokulardan biri olan gül kokusu, 2-feniletanol, geraniol ve citronellol adlı 3 temel kimyasaldan meydana getirilir.

Bazen de parfümcüler, daha önce doğada hiç var olmamış kokuları parfümlerinde kullanırlar. Bu kokular sentetik kimyanın katkılarıyla üretilir. En popüler parfümlerden biri olan Chanel No 5’de bu tür parfümlerin içerisinde yer alır. İçindeki yüksek dozdaki uzun zincirli alifatik aldehitler, o herkesin bildiği parfümün kendine özgü kokusunu oluşturur. Chanel’in üst notalarındaki özgün esans bu moleküllerin sayesindedir.

Tabi ki kimyanın her alanında oluşan sorunlar gibi parfüm yapımında da aksaklıklar meydana gelir. Bazen çeşitli kimyasallar birbirleriyle tepkimeye girebilir. Örneğin aldehitler ile alkoller arasında oluşan asetal biçimlenme kokuyu yumuşatarak parfümün karakteristikliğini azaltabilir. Bu tür durumlarda aldehitler ile nitrojen nükleofilleri arasındaki etkileşim, parfümün kalıcılığını uzatarak bu sorunu çözebilir.

Sonuç olarak görmekteyiz ki hiçbir sanatsal alan organik kimyayla bu kadar bağlantılı değil. Parfümcülerin yaratıcılığı ve kimyacıların yeni koku arayışlarının ortak çalışması, parfümün moleküler bir sanat dalı olduğunun yegâne kanıtıdır.

Kaynaklar
3http://www.rsc.org

Send this to friend