Anasayfa » Sektörler » Sağlık ve İlaç Teknolojileri » HAYATIMIZIN İÇİNDEKİ DERİN MEVZU: GENETİK BİLİMİ

HAYATIMIZIN İÇİNDEKİ DERİN MEVZU: GENETİK BİLİMİ

Klasik bir giriş yapalım hemen. Genetik Bilimi; biyolojinin organizmalardaki kalıtım
ve çeşitliliğini inceleyen bilim dalıdır. Günümüzde halen gelişmekte olan genetik bilimi için
sonsuz bir evren benzetmesi yapabiliriz. Bu benzetmeden yola çıkacak olursak, günümüzde ki
hastalıkların çoğunun aslında bir genetik yatkınlığa bağlı olmasından, yediğimiz yiyecekten
tutun da içtiğimiz içeceklerin aromalarına kadar genetik biliminin hayatımızın her yerinde
olduğunu açıkça görebiliyoruz. Ancak yapılan çalışmaların ve verilen desteklerin yetersizliği
genetik biliminin önünü çok bariz bir şekilde kesmektedir. Genetik bilimi bir kaynaktan
öğrenilmesi zor olmasına karşın, fazlası ile düşünce ve sorgulama gerektiren bir daldır. Tabi
ki bu yazı klasik derslerde ki genetik kavramını öğretmekten ziyade genetik biliminin
hayatımız açısından önemi ve genetik biliminin bize kattıklarını sorgulayarak açıklığa
kavuşturacağımız bir yazı olacaktır.

Gerek toplum bazında gerek ise genetik okuyan öğrenci bazında ele aldığımız da
karşımıza çok ciddi problemler çıkıyor. Bu problemlerin başında genetiğin tam olarak
anlaşılamaması ve anlatılan genetiğin toplum bazında yararı olmayan aksine tamamen zararlı
olan bir dal olarak gösterilmesi geliyor. Toplum bazında bir genelleme yapmak bir hata gibi
gözükse bile bir defa bile genetik kelimesini duyan kişilerin çok ciddi bir şekilde karşıt
görüşleriyle karşı karşıya kalmamdan dolayı bu genellemeyi yapıyorum. Hayatımızın
geçmişten geleceğe her alanına nüfus eden, bir çok bilgi ve çözümü içerisinde barındıran
genetik biliminin güzel bir şekilde anlaşılması ve anlatılması için sorumluluk genetik okuyan
öğrencilere düşüyor. Bu sorumluluk çerçevesinde, anlatılanların çok açıklayıcı bir üslup
kullanılarak ve hayatın içinden örnekler vererek anlatılması gerçekten çok büyük önem arz
etmektedir.

Tabi ki genetik deyip geçmemek lazım. Yararları ve zararları ile birlikte iyice düşünüp,
sorgulamak lazım. Sonuçta insanoğlunun doğasında vardır, bir işin kendisine yararlarını ve
zararlarını düşünmek. İşte tam olarak mesele burada patlak veriyor. Ne acı ki okumuyoruz.
Okuyup kendimizi geliştirmek yerine kulaktan doğma bilgilere inanıyoruz. Hepimiz
yapıyoruz bazen bu hatayı. Ama bazen yaptığımız bu hataların bize dönüşü pahalıya patlıyor.
Düşünün, yediğiniz bir gofretin aromasının nasıl yapıldığını yada hastalığınız için
kullandığınız bir ilacın nasıl geliştirildiğini? Ya da vücudumuzun nasıl bu kadar muhteşem bir
şekilde çalışabildiğini? Aslında cevapları çok kolay değil mi? Bilene kolay, bilmeyene ise
ıstırap. Amacımız bu sorulara herkesin cevap verebilmesi ve bu sorular üzerinde bir tartışma
ortamının oluşması. Bu arada tek sorun bunlar mı? Kesinlikle hayır. Maalesef ki daha neden
genetik okuduğunu bilmeyen öğrencilerin olması. Düşünmeye teşvik edilmeyen
sorgulamayan öğrencilerin mevcut olması. Bunun üstesinden gelebiliriz. El birliği ile gerek
toplumda gerek ise öğrenciler arasında genetik biliminin anlaşılmasını ve tartışılmasını
sağlayabiliriz. Sadece biraz elimizi taşın altına sokmamız gerekiyor. Dönelim en başa ne
demiştik, hayatımızın içindeki derin mevzu olarak genetik demiştik. Gerçekten de öyle. Bu
yazıda en güncel gelişmeleri açıklayabilirdik ya da bir kanser türünün çoğalmasındaki sinyal
yolağından tutun da en basit MTT testinin özelliklerine kadar yazabilirdik. Ama problem
bunlar değil. Problem aramız da bilgi alışverişinin olmamasında. Saklıyoruz bilgilerimizi,
içimizde yaşayıp yok ediyoruz onları. Onları bir adım ileri taşımak yerine oldukları yerde
saymalarına sebep oluyoruz. Yine diyorum, tüm bu olumsuzlukları tersine çevirebiliriz. Yeter
ki isteyelim. Yeter ki edindiğimiz bilgilerle kalmak yerine onların üzerine daha taze daha
güncel bilgiler ekleyelim. Projeler tasarlayıp tartışalım, bir yere oturduğumuz da çevremiz
deki insanlara genetiği en iyi bir biçimde anlatalım, genetiğin içinde sorgulayıcı olalım.
Böylelikle bilim ile iç içe olmakla kalmaz, bizi biz yapan özelliklerimizin nasıl ortaya
çıktığını, nasıl işlediğini, içtiğimiz sudan yediğimiz bulgulara kadar nasıl oluştuğunu bilerek
daha bilinçli bir şekilde tüketim ve üretim yapabilme imkanı elde etmiş oluruz.

Hep eleştirdik ama başka çare yoktu bu durumda. Bilim, multidisipliner çalışmalar gerektirir.
Ne yazık ki multidisipliner çalışmaların sayısı oldukça az. Bunun sebebi ise yazımda
belirttiğim gibi bilgi alışverişinin olmaması, olaylara sorgulayıcı bir bakış açısından
bakmamızdan kaynaklanıyor. Genetik bilimi sonsuz bir evren misali demiştik. Biz çevremize
edindiğimiz bilgileri yaydığımız sürece genetik evreninde toz zerresi kadar ilerleme
kaydederiz. Ancak insanoğlu yediği yiyeceklerden içtiği içeceklere kadar nasıl oluştuğunu,
vücudunda olup biten olayların anlamlarını tam olarak kavradığı zaman bizler genetik
biliminde bir yıldıza varacak kadar ilerleme kaydetmiş oluruz.

Send this to friend