Anasayfa » Sektörler » Tarım ve Gıda Teknolojileri » Bağırsak Floramızı Koruyalım

Bağırsak Floramızı Koruyalım

Kulaktan kulağa değişerek giden bilgilerle sağlığımızı kontrol ediyoruz. Televizyonda duyduklarımızla ne yiyip ne yemeyeceğimize, doktora gitmeden hangi takviyeleri alacağımıza karar veriyoruz. Peki, biz bunu vücudumuza niye yapıyoruz? Sağlık öyle bir şey ki ipin ucu koparsa bir daha yakalamak zor, bu yüzden şimdi sıkı tutun o ipi ve işin aslını öğrenelim.

İkinci beyin kelimesini hiç duydunuz mu? Duymadıysanız şaşıracaksınız. O beynimiz kadar yukarılarda değil, hatta bir hayli aşağıda; bağırsağımız. Bağırsak floramız (İntestinal flora) ne kadar yararlı bakteri içerirse biz o kadar mutlu, bağışıklığı kuvvetli; rahat boşaltım, dolaşım ve sindirim yaparız. Yararlı bakterilerimizi biz iki grupta inceleyeceğiz; probiyotikler ve prebiyotikler.

Probiyotik yunanca pro yani düzenlenmek, desteklemek; biyotik ise canlı mânasına gelmektedir. Keşifleri ise 20. yüzyılın başlarına denk geliyor. Bulgaristan’daki yoksul köylülerin uzun yaşamasından yola çıkan İlya Meçnikov, yoksul köylülerin yaşam sırrını ekşi sütte buluyor. Ekşi sütteki konakçı bir bakterinin bağırsak florasını olumlu yönde etkilediğini dile getirip kanıtlıyor ve bu yüzden Probiyotiklerin Babası olarak biliniyor Rus asıllı mikrobiyolog.

Peki biz hangi bakterilere probiyotik diyoruz? Bağırsak duvarımıza patojen bakterilerin yapışmasını önlemeli, vücuttaki salgılarımıza dirençli olmalı ve zarar görmeden bağırsağımıza ulaşmalı, bize zarar vermemeli, bulunduğun besinin içinde kendini muhafaza etmeli, sindirimi kolaylaştırmalı, insan kökenli olmalı, tadı ve kokusu yemeye uygun olmalıdır. Probiyotikle vücuda alındığında konakçının gastrointestinal mikroflorasını iyileştirir. 4 çeşit probiyotik bakteri grubu vardır; mayalar, Laktobasilli, Gram pozitif Kok’lar, Bifidobakteria.

Probiyotikler bazı durumlarda denatüre olurlar, yani geri dönüştürülemez biçimde bozulurlar örneğin: sıcaklık, nem, basınç, antibiyotikler vb.
Şimdi gelelim probiyotikleri vücuda hangi gıdalarla alabileceğimiz konusuna, doktorunuz önermedikçe dışarıdan takviye almayın. Probiyotikleri gıdalar yoluyla da çok kolay vücudunuza kazandırabilirsiniz. Kefir, ev yapımı yoğurt, yulaf, sirke, bebek maması, kimchi-lahana turşusu, peynir, süt, tarhana, krema, dondurma, salatalık turşusu, kombucha, mikro yosunlar, kımız, meyve suları, fermente edilmiş süt ürünleri, tempehte. Bu gıdaları tükettiğimiz zaman İntestinal floramıza katkıda bulunuyoruz ve bu yararlı bakterileri bağırsağımıza yerleştiriyoruz.

Şimdide bağırsak sağlımızın devamlılığını sağlayan ikinci bakterilerimize geldi: Prebiyotikler.
Prebiyotik ve probiyotikler aynı anda bağırsağımızda olmalılar. Aynı anda olduklarında; karbonhidrat emilimini düzenliyorlar ve insülini ayarlıyorlar. Bu sayede kilomuzda hafifleme de sağlıyorlar. Prebiyotikler, probiyotiklerin bağırsakta yaşamalarını sağlar ve onların çoğalmasına destek olur.
Bilimsel araştırmalar prebiyotik lif alımının artırılmasının bağışıklık, sindirim sağlığı, kemik yoğunluğu, düzenlilik, kilo yönetimi ve beyin sağlığını desteklediğini gösteriyor. Prebiyotikler inaktif yani aktif durumda olmayan bakterileri aktif hale getirir ve onların gelişimini sağlarlar, vitamin sentezi ve mineral madde emilimini artırırlar, kolon kanseri riskini azaltırlar ve kolesterolü dengelerler. Günlük 5 gram ile 20 gram prebiyotik lif almak bağırsaklarımızı mutlu ediyor.

 

Peki nedir bu prebiyotik kaynakları?
Soğan, sarımsak, pırasa, yeşil muz, kuşkonmaz, elma, kereviz, çiğ fındık ve fıstık gibi kuruyemişler, hindiba kökü, karahindiba yeşillikleri, yerelması, arpa, yulaf, kakao, dulavratotu kökü, keten tohumu, yosun, buğday kepeği.

Prebiyotiklerin bu kadar yararlı olmasının nedeni insan enzimleri tarafından sindirilemeyip direk olarak bağırsağımızdaki kolonileştirici mikroplara hizmet etmeleridir.

Evet, biz bu iki grup bakteri türünü, düzenli ve sağlıklı şekilde beslendiğimizde vücudumuza rahatlıkla alabiliriz. Bu sayede de daha sağlıklı ve mutlu oluruz. Biz aslında ne yediğimizizdir. Kendi mayalarımızı da üreterek daha kolay bunları vücuda almayı sağlayabiliriz. Yararlı bakterileri kazanmamız bize daha uzun bir yaşam sağlayacaktır ve yaşam kalitemizi arttıracaktır.

Kaynaklar:

  • https://www.medicinenet.com
  • https://www.mayoclinic.org/prebiotics-probiotics-and-your-health/art-20390058

Send this to friend